16 May 2015

And so, here I find myself after almost a year of inactivity.. This state of not being active is however only true for my blog and not for my miniature painting.

In these 12 months I’ve painted  8 heroes, 2 shadow dragons, 2 ettins, 2 Merriods, 6 goblin archers, 5 barghests, 5 flesh moulders,  5 spiders, 5 Zombies, 3 villians, 1 Cardinal, 1, skeleton warrior, 4 treasure hordes, 4 treasure chests, all for the table top board game Descent 2.0. from Fantasy Flight Games.

Then I moved onto Battlelore 2 Ed. From Fantasy Flight Games and painted 9 Cavalrymen, 9 Flesh Ripper Brutes, 6 Obscenes, 6 Stone Golems and 1 Roc Warrior.

And in between games I finished and submitted –to my wife- my first commission piece, a Shadow Dragon from Reaper Miniatures.. All of these mini’s I will be presenting here with some details about the mini and the painting process, along with some lessons learnt (and sometimes forgotten :)).

For the blog, there are other drastic changes as well.. I switched to English for starters.. mainly due to the fact that the “art” of miniature painting is almost non-existent in Turkey, so in order to be heard across the globe, this is a natural choice.. secondly I am more comfortable writing in English for various reasons..

So, as I keep planning a new lay out for my blog I shall introduce the first few hero figures I painted for Descent 2.0. You can find more info about Descent here.


The Heroes, from left to right, Leoric, Syndrael, Grisban, Avric


Avric (the Priest, far right) is the first figure I painted and thus I could not gather the courage to paint his eyes. I tried some shading and some highlighting but all in all it was indeed a rookie job :)

Then, these figures followed in succession. In each piece I tried something new, starting with the eyes for Grisban, (the Dwarf, second right) which turned out surprisingly well, even though it took me 20-25 trials and errors in all.

Syndrael (the Elf, second left) was a trial of painting armor.. and golden armor at that.. Painting gold is hard.. very hard as I had learnt.. also the cloak was an area for experimentation however all my attempts at layering failed miserably :)


Then I moved onto other heroines and finally to Leoric (the mage, -or the Necromancer as my friend decided to follow that path-, top left, below).

 

On Leoric I tried OSL (Object Source Lighting), where the light source is either on the miniature or some other place, but not the sun. In his case I imagined that the rune he is holding would be glowing.. However I had chosen a rather unfortunate color, that is red. Red, as I have learnt painfully is a VERY difficult color.. When you try to shade it, it turns to brown.. when you try to highlight it, it turns to orange… Thus I learnt the value of different colors that are sold. Now I have 6 reds, 3 oranges, 3 yellows.. etc.. all have their place..

The skeleton warrior is from Reaper Miniatures and is the reanimate of our Necromancer, Leoric. I painted it in an hour or so by drybrushing. I painted the shield bronze and put on some verdigris oxidation to make it look old and rusty..


And so.. our party of adventurers for a game of Descent was ready..


Next I will introduce the denizens of the Dark Overlord that our heroes set off to defeat in search of fame and fortune and everything that goes with it!

19 May 2014

Fire Drake:

Bu modelde üç yeni şey denedim:

1) Kanatların boyanması
2) Ateş boyama
3) Basing, "kaidelendirme", yani zeminin hazırlanması

Başlangıç:



 Sonuç:


Önce kanatlar; kanatlar için açık yeşil ile kanadın gergin görünmesini sağlayan uzunlamasına çizgilerini boyadıktan sonra wash ve daha sonra tekrar hafif bir dry-brush yaptım. 


Daha detaylı bir kanat figürü ile çalışmak isterdim ama burda da tatmin edici bir görüntü oluştuğuna inanmak istiyorum.

İkinci olarak, ateş:


Ateş boyamak başlı başına bir olaymış. İslediğim bir tutorial'da ateşin mavi başlayarak (en sıcak yeri olduğu ve mavi alev de en yüksek ısıda ateşin aldığı renk olduğu için) sarı bitmesi gerektiğini izlemiştim. İç taraflarındaki gölge efekti konusunda emin olmasam da mavi bir başlangıç maalesef istediğim etkiyi pek vermedi.


Ve üçüncü olarak da kaide, ya da basing:



Öncelikle zemini tutkalladıktan sonra ince kumla kapladım ve bir kat wash ile renklendirdim.


Daha sonra tekrar tutkalla (ki bunu ilk seferde yapsam daha iyi olurmuş, yapışmada sorun yaşamazdım) mantardan (evdeki nevaleden kopardığım) kayalar yapıştırdım.


Kayaları önce koyu bir gri'ye boyadıktan sonra tüm zemine siyah wash uyguladım ve kuruduktan sonra kayaları beyaz dry-brush ile gölgelerini tamamladım.


Sonuç olarak, bir çok yeni şeyi denediğim ama sonunda keyif aldığım tatmin edici bir çalışma oldu. Dry-brush'ın artık cry-brush olmaması da ayrıca bir sevinme anıydı benim için :)

09 May 2014

EVet bu gün iki yeni minyatür vars sırada.

Pişme aşaması ve yeni Tamiya Astar'ların denemesi:



Daha önce dökülenleri de tekrar astarladım bu vesile ile.

Ve sonuçlar:

TROLL:


Bu modelde sepia wash üzerine shading yani gölgelendirme daha doğrusu giderek artan parlaklıkta ama daha az bir bölgeyi boyama tekniği denedim. 


Wash uyguladıktan sonra doğal olarak renkler koyulaşıyor ve bu koyuluk daha gölgeli gözükmesini istediğimiz en alt katmanı oluşturuyor. 


Bu katmanın üzerine giderek artan parlaklıkta boya uygulanıyor ve en fazla ışık vuran yerlerde parlak bölgeleri konsantre ediliyor.


Bu sayede 3 boyut efekti doğal olarak verilmiş oluyor.



HUSCARL:


Aynı yöntem ancak bu sefer iki farklı wash denedim. Zırh ve kılıç için black - siyah wash.


Pelerin, kalkan ve saçlar için sepia, kahverengi wash.


Wash sonrası fazla siyahlaşan zırh için silver ile tekrar dry-brush yaptım. 


Ancak silver ve diğer tüm metalik renkler içlerinde minik metal parçaları (genelde aliminyüm) bulundurduğu için dry-brush yaparken bu minik parçalr her yere sıçradı ve "peri tozu serpilmiş" bir kalkan çıktı ortaya.

Buna rağmen Troll ve Huscarl diğerlerinden daha iyi oldu gerçekten.

04 May 2014

May the 4th be with you!!

Bu gün sıra 2. dev'de...


İlk dev ve Tepegöz'den kazanılan deneyim sonucunda bu devin deri rengini biraz daha dengeli yapabildim sanırım. 


Dry-brush da bu sefer daha başarılı sonuç verdi.


Ancak yine wash sonrası gölgelendirme (highlight) maalesef çok acemice oldu ve istediğim etkiyi alamadım. Ve bu sefer "parlak çelik" denemem de plastik gibi görünen bir sonuç yarattı ki ilk devdeki renk çok daha iyiydi:



Botların iplerini boyamak da gerekiyormuş, bir hayli zorlanmış olsam da sonuç tatmin edici oldu.


Ama sonuç olarak şimdiye kadarki en iyi boyamam olduğu için bundan sonrakilere motivasyon sağlamadı değil..


01 May 2014

Tepegöz:



Bu figürde siyah "wash" üzerine dry-brush tekniğini denedim ve fütursuzca başarısızlığa uğradım!! Bütün çabalarıma rağmen fırçadaki boya miktarını azaltamadığım ve "tamam bu oldu" dediğim anda da halen fırça "dolu" olduğu için bir anda bembeyaz bir kat ile boyamış oldum... Onu kurtarmak için tekrar alt katman ve tekrar wash atmam gerekti ve aslında hiç istemediğim koyulukta bir renk çıktı ortaya. Dry brush'ı becerebilseydim bu kadar koyu da olmayacaktı.





Bir diğer konu da resim çekerken ışığın direkt olarak düşmemesi daha iyi bir etki yartıyor (ilk resim).




Bir diğer öğrenilmiş ders de wash (siyah da daha çok) alt katman boyayı (undercoat) çok fazla koyulaştırıyormuş. Tepegöz'ün peştemalı aslında parlak kırmızı başlamıştı hayatına ama wash'dan sonraki hali güldürmedi...


Son bir konu da, astar olarak kullandığım sprey boya korkarım bu işe uygun değilmiş. Bir iki yerde pul pul döküldü ve astarsız kısımları boyamanın ne kadar imkansız olduğunu da öğrenmeme sebep oldu..

Belki de teşekkür etmeliyim..

Bir arkadaşımdan Tamiya'nın sprey astarını deneyeceğim haftasonu ama farkın büyük olacağına şimdiden şüphem yok...